Forum sitemiz tekrardan aktif hale gelmiştir! İlginiz için çok teşekkürler!.. (MAYIS 2018)

Paylaş
Aşağa gitmek
avatar
Admin
Admin
Admin
Erkek
Mesaj Sayısı : 776
Yaş : 34
Web Site : https://usahan.com
Cİinsiyet : Erkek
itibar : 0
Puanlar : 9
Kayıt tarihi : 09/02/08

topic 1 Çanakkale Destanı 10

Bir Paz Şub. 24, 2008 4:59 pm
BİR “ÇANAKKALE TÜFEĞİ”NİN ÖYKÜSÜ






İngiliz ordusunun askerleri, “Geçilmez Çanakkale”den geçemeyip, geldikleri gibi dönerlerken siperlerde yüzlerce tüfek de bırakmışlardı. Bu tüfeklerden biri, ilginç bir yolculuktan sonra, önce Mekke Şerifi Hüseyin’in, sonra ünlü İngiliz casusu Lawrence’in eline geçti,




onun tarafından İngiliz Kralı 5. George’a armağan edildi ve sonunda İngiliz Kraliyet Savaş Müzesi’ndeki bugünkü yerini aldı. Çanakkale savaşları konusundaki bilimsel çalışmalarıyla
birçok tarihsel olayı gün ışığına çıkaran Prof. Dr. Haluk Oral,


terk edilen İngiliz siperlerinden birinde bulunan bu “Çanakale tüfeği”nin ilginç öyküsünü, Bütün Dünya okurları için yazdı.






Tüfeğin “icat” olduğu zamandan buyana bilinen “tüfek oyunları”ndan birini Çanakkale’de düşman askerleri, siperlerden çekilirlerken yaptılar. Siperleri boşaltıp gittikleri belli olmasın diye siperlere, tetiklerine bağladıkları düzeneklerle ateş eden yüzlerce tüfek hazırladılar. Bu düzenekler kum ya da suyla çalışıyordu. Damlayan suyun ya da akan kumun etkisiyle tetiğe ağırlık biniyor ve tetik düşüyordu. Müttefik ordusu kaçtıktan sonra siperlere giren askerlerimiz bu tüfekleri buldular. Yoktan var ederek savaşan Türk ordusu için bu tüfekler bir ganimetti ve tek tek zimmete geçirildi. Tüfeğin üstüne, savaşta ele geçirildiğini belirten şu sözü yazmayı da unutmadılar:
“İğtinam olunmuştur”.



O sırada Faysal, Şam’da Cemal Paşa’nın himayesindeydi. Ama işin aslı babasına karşı bir tür rehine gibi tutulmaktaydı.
Faysal’ın babası, İttihat ve Terakki Partisi tarafından Mekke Şerifi olarak atanan Hüseyin’dir. Osmanlı’nın Araplar’a para ve silah verdiğini pek çok kaynak yazar. Cemal Paşa da Faysal’ın Arap güçleriyle kendisine katılacağını, düşlüyor ve bunları Faysal’a da açıkça söylüyordu. Kimbilir böyle bir konuşma sonunda Faysal’a bu tüfeği armağan etmiştir. Paşa, Çanakkale’de din kardeşleri tarafından ganimet olarak alınmış bir İngiliz SMLE (Short Magazine Lee Enld) tüfeğini taşımaktan Faysal’ın gurur duyacağını düşünmüş olabilir.
Faysal, bir süre sonra Mekke’ye babasının yanına dönme fırsatını buldu. Mekke Şerifi Hüseyin, o sıralar Osmanlı’ya karşı Arap isyanına hazırlanmaktaydı. Faysal geldiğinde büyük Arap isyanı yalnızca bir kıvılcım bekliyordu.
O kıvılcım, Faysal’a armağan edilen bu silahtan çıktı; Mekke’deki Osmanlı Garnizonu’na atılan ve isyanı simgesel olarak başlatan ilk kurşun Şerif Hüseyin’in tarafından kullanılan bu tüfekten ateşlendi.
Tüfeğin öyküsü burada bitmediği gibi daha da karmaşıklaşıyor. Bu tüfeğin öyküsünü izlerken, ünlü İngiliz casusu Arabistanlı Lawrence’la karşılaşıyoruz. Faysal Ekim 1916’da Thomas Edward Lawrence ile tanıştı ve onu kendine danışman yaptı. Bu görevlendirmenin bir nişanı olarak o tüfeği Lawrence’a hediye etti. T. E. Lawrence’in şanlı tüfeğin tarihsel, ulusal, dramatik ve psikolojik öneminin ayırdına varmaması olanaksızdı kuşkusuz.



Tüfeği hemen sahiplendi ve üzerine adının baş harflerini ve armağan tarihini kazıdı:
“T.E.L 4.12.16”
Lawrence, iki yıl kullandı bu silahı. Başlangıçta, Suriye’de, Ürdün’de öldürdüğü her Türk askeri için bir çentik attı tüfeğe.
Sonra, öldürdüklerinin sayısı o denli arttı ki Lawrence çentik atmaktan vazgeçti. 1 Ekim 1918’de Şam’a girdiğinde bu tüfek elindeydi.
Lawrence tüfeği İngiltere’ye getirip İngiliz Kralı 5’inci George’a armağan etti. Bu tüfek şimdi Kra- liyet Savaş Müzesi’ndedir.


Evet öykü burada bitiyor. Hepsi bir yana da, bir tek çentikler takıldı aklıma:
Birinci çentik acaba köyünden ilk kez askerlik için çıkmış, eline kız eli değmemiş 20 yaşında Erzurumlu bir genç miydi?
İkinci çentik, babası Balkan Savaşı’nda öldüğü için erken evlendirilen 22 yaşında iki çocuklu Memet miydi, Artvinli?
Üçüncüsü, belki, hukuk fakültesi’indeki tahsilini yarıda bırakıp cepheye giden İstanbullu genç bir mülazımdı.
Belki dördüncüsü Bingöl’de bir çobandı. Askere alınana değin vatan deyince aklına bu kum cehennemi hiç gelmiyordu.
Ve beşinci çentik, Anadolu’nun bilinmeyen bir köyündendi, peygamberinin topraklarını korumayı nasip ettiği için yüce Tanrı’sına şükrediyordu dualarında. Kimbilir?•

_________________
Admin Instagram Profili (usahans)    farao

Sayfa başına dön
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz