Forum sitemiz tekrardan aktif hale gelmiştir! İlginiz için çok teşekkürler!.. (MAYIS 2018)

Paylaş
Aşağa gitmek
avatar
Admin
Admin
Admin
Erkek
Mesaj Sayısı : 776
Yaş : 34
Web Site : https://usahan.com
Cİinsiyet : Erkek
itibar : 0
Puanlar : 9
Kayıt tarihi : 09/02/08

topic 1 Çanakkale Destanı 11

Bir Paz Şub. 24, 2008 5:02 pm
Gelibolu Cephesi'ne Kınanlı Hasan Destanı

Yüzbaşı Sırrı Bey, cepheye yeni gelen askerleri denetlerken, bir yandan da onlarla sohbet ediyor, Nerelisin? ya da Kaç kardeşsiniz? gibi sorular soruyordu.

Gözleri bir ara, saçının bir tarafı kınalanmış delikanlıya takıldı. Delikanlıyı yanına çağırdı ve merakla sordu:

Adın ne senin, evladım? dedi.

Delikanlı hazır ol durumuna geçti ve komutanın sorusunu bir solukta yanıtladı:

Hasan komutanım dedi.

Sonra da, komutanın Nerelisin? sorusunu da aynı çeviklikte yanıtladı:

Tokatlıyım, komutanım dedi.

Tokatın Zile kazasındanım

Yüzbaşı Sırrı Bey şimdi de, kafasını kurcalayan sorusunu sordu:

Peki evladım, bu kafanın hali ne? dedi. Saçlarını ortası neden böyle kırmızı boyalı?

Hasan, duraksamadan yanıt verdi:

Cepheye gitmek için evden ayrılmadan önce anam saçıma kına yaktı, komutanım dedi. Neden yaktığını da bilmiyorum.

Yüzbaşı daha fazla üstelemedi, peki, gidebilirsin Kınalı Hasan dedi.

Onun o gün ağzından çıkan Kınalı Hasan adı, Hasanın o günden sonraki adı oldu. Cephe de tüm arkadaşlarının ağzında onun adı artık, Kınalı Hasan idi. Arkadaşları ona Hasan yerine Kınalı Hasan demekle kalmıyorlar, saçlarının ortasındaki kınasına takılıyorlar, onun kınalı saçını, zaman zaman yoğunluğunu artırdıkları şakalarının konusu da yapıyorlardı.

Kınalı Hasan, arkadaşlarına karşı sevecen tutumu ve cephedeki cesur atılımlarıyla kısa sürede tüm arkadaşlarının sevgisini kazandı.

Bir gün memleketine mektup göndermek isteyince, arkadaşlarından yardım istedi.

Anama, babama burada iyi olduğunu ve ellerinden öpmek istediğimi bildirmek istiyorum ama, okumam yazmam yok, mektup yazamıyorum dedi. Bana biriniz olsun yardım eder mi acaba?

Bir değil, bir çok arkadaşı yardımına geldi Kınalı Hasanın:

Sen söyle, biz yazalım mektubunu dediler. Kınalı Hasan, söylüyor, bir arkadaşı yazıyor, öteki arkadaşları ise, mektubu yazanın sağıdan solundan başlarını uzatarak, söylenenleri doğru yazıp yazmadığını denetliyorlardı.

Sevgili anacığım, babacığım diye başlıyordu Kınalı Hasanın mektubu ve hasretle ellerinizden öperim; ben burada çok iyiyim, beni sakın merak etmeyin diye devam ediyor.

Kız kardeşini, kendinden bir küçük erkek kardeşinin sağlığını ve hatırını soruyor, köydeki herkesin burnunda tüttüğünü ve kimsenin kendisini merak etmemesini söyledikten sonra, �Biz burada var oldukça, bilesiniz ki düşman bir adım bile ilerleyemeyecektir tümcesiyle bitiyordu.

Mektubunu yazdırmayı bitiren Kınalı Hasan, tam zarfı kapatırken birden durdu ve iki üç satır daha ekleteceğini söyleyerek mektubunun sonuna şunları ekletti:

Anacığım, beni buraya gönderirken kafama kına yaktın ama, burada komutanların da, arkadaşlarım da benimle hep dalga geçtiler. Cepheye gitmek sırası yakında inşallah Ahmete de gelecek. Onu gönderirken sakın kına yakma saçına. Burada onunla da geçmesinler. Bir kez daha ellerinden öperim, sevgili anacığım.

Geliboluda savaş giderek şiddetleniyordu. İngilizler kesin sonuç almak için tüm güçleriyle Geliboluya yüklenmeye başlamışlardı. Gelibolu Cephesini savunan erlerimiz, önceleri teker teker, sonraları beşer beşer, onar onar şehit oluyorlardı. Onlara destek olmak için giden yedek güçler de yeterli olmuyor, onların sayıları da giderek azalıyordu. Gelibolu düşmek üzereydi. Kınalı Hasanın komutanı da bu durum karşısında çaresizliğinden ve hırsından yerinde duramıyordu. Kendisinin bölüğü, henüz sıcak temasa hazır değildi. Onlar yeni gelmişlerdi cepheye. Genç erlerini, insan bedenini süngü ve mermilerle orak gibi biçildiği bu cepheye göndermek zorunda kalmaması için Tanrıya dua ediyordu.

Komutanlarının bu düşünceli ve sıkıntılı durumunu gören ve cephenin düşmekte olduğunu bilen Kınalı Hasan ve arkadaşları, komutanlarına gittiler ve ondan, kendilerini cepheye göndermesini istediler. Erlerinin yalvarırcasına birkaç kez yineleyerek bildirdikleri bu istekleri karşısında komutanları daha fazla direnemedi ve ölüme gönderdiğini bile bile onların bu isteklerini kabul etmek zorunda kaldı.

Kınalı Hasan ve arkadaşları, sevinç çığlıkları atarak cepheye, bile bile ölüme gidiyorlardı.

Kısa bir süre sonra Hasan Cephede iken, anne ve babasından mektup geldi. Mektubu onun yerine komutanı okudu Kınalı Hasana. (Bu mektubun aslı Çanakkale Müzesinde sergilenmektedir.)

Gelibolu cephesine gitmeden önce onun, arkadaşlarına yazdırdığı mektubuna, aile adına babası yanıt veriyordu:

Oğlum Hasan, nasılsın, iyimisin gözlerinden öperim, selam ederim dedikten sonra şöyle devam ediyordu mektup:

Öküzü sattık, parasının bir kısmını sana gönderiyoruz, bir kısmını da yakında cepheye gidecek küçük kardeşine veriyoruz. Şimdi öküzün yerine tarlayı ben sürüyorum. Zaten artık Zahireye de fazla ihtiyacımız olmadığı için, yorulmuyorum da. Siz sakın bizi merak etmeyin, bizi düşünmeyin.

Babası mektupta, köydeki herkesten, akrabalarından haberler verdikten sonra, şimdi sana ananın da diyeceği bir şey var diyerek sözü ona bırakıyordu. Mektubun bundan sonraki bölümü, Kınalı Hasanın anasının ağzından yazılmıştı. Şöyle diyordu anası:

Ey gözümün nuru Hasanım,

Köyümüzde rahat rahat oturalım mı? Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor. Sen ecdadından, babandan aşağı kalmazsın. En, senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü. Allah, bu vatan için seni besledi. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor. Sen bu ailenin seçilmiş kurbanısın.

Hasanım söyle Zabit Efendiye, bizim köyde üç şeye kına yakarlar:

1) Gelinlik kıza, gitsin ailesine, çocuklarına kurban olsun diye,
2) Kurbanlık koça, Allaha kurban olsun diye,
3) Askere giden yiğitlerimize, vatana kurban olsun diye

Ben de seni evlatlarım arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamıştım.

Allahın hükmüyle, Allah seni İsmail Peygamberin yolundan ayırmasın. Seni melekler şimdiden rahmetle anacaktır.

Gözlerinden öperim,

Annen Hatice,

O gün güle oynaya Gelibolu cephesinde ölümle buluşacakları yere koşan Kınalı Hasan cephede savaşır, savaşır. Sonra yaralanır, geriye alınır. Cephenin hemen gerisinde Kocadere Köyü�ndeki sargı yerine getirilir. Fakat tedavi göremeden şehit olur. Diğer şehitlerle birlikte, Hasan�ında kimlik tespiti yapılıp mezarlığa gömülecektir. Bu işlerle görevli Zabit Namzeti (Yedek Subay) Mehmet Efendi, Kınalı Hasan�ın üzerini aradı, anasının mektubunu ve tamamlanmamış bir şiir karalaması buldu.


Anam yakmış kınayı adak diye,

Ben de vatan için kurban doğmuşum.

Anamdan Allaha son bir hediye,

Kumandanım ben İsmail doğmuşum.

_________________
Admin Instagram Profili (usahans)    farao

Sayfa başına dön
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz